28 Kasım 2009 Cumartesi

Beirut

Uzun zamandır ismini şuradan buradan duyduğum bir gruptu, ama sonra günün birinde Brendenburg isimli şarkılarını gördüm, 'be hey oralar benim mekanımdır eski memleketimden bir şeyler dinleyim,' dedim. İyi ki de demişim, kesinlikle harika bir grup. Tek şarkı için bütün albümlerini tükettim ve sonuçtanda memnun kaldım. Genç dostum o nasıl bir sestir, nasıl bir enstürmanla bütünleşmedir. 3 gün geçti ve ben 3 gündür mestim.
Keşke daha önce dinleseymişim. Almanya'ya giderken yanıma alacaklarım listesine 1 numaradan giriş yaptı.
Gidiyim bir Nantes dinleyim, Pranzlauerberg dinleyim(ayrıcana Berlin'de bir mekandır kendisi), bir Brandenburg sonrasında ah neyse:)

http://3.bp.blogspot.com/_QAj_qOPnQV0/SmujI4D6v1I/AAAAAAAAALA/-hVLL5Lhyt8/s320/beirut.jpg

23 Kasım 2009 Pazartesi

Bitti.

Kitap bitti, sınavlar bitti, işler bitti, okuduğum kitap bile bitti. Hatta yorgundum bir aralar o da bitti bugün. Beni sıkıntıdan alan tek şey Dragon Age bile bitti.

Bende bitiyim bir kitap gibi. Yatıyım yatağıma ve telofondan müziklerimi açıp en son pek bir muhteşem olacak hikayemi yazıyım dinlerken.

Ah telefonun şarjıda bitmiş.

22 Kasım 2009 Pazar

Başlık bulamadım

Hayatımın en zor haftalarından birini geçirdim ve ondan buralara pek bir şey yazamadım. 6 tane vizem ve okunması gereken tonla sayfa anlamadığım konular vardı. Ha ne oldu yazdımda sınavları. O kadar inekledim de. Hiç. Basit basit sorular geldi ve sırf bana değil herkese basitti.

Ah sınav bitti ama ben bitmişken yapacaklar bitmedi. İki gün üst üste sabah 9 akşam 6 Erasmus toplantılarına gittim. Gözüm korktu yapılacak işlerden falan ve çok yoruldum ama çok zevkliydi. Tonla insan tanıdım, yapılacak işlerle alakalı, gidilecek yerlerle alakalı planlar yapıldı. Genelde 'Ha Prag'dasın ha dur senin mailini alıyım gelirim,' tarzında geyikler döndü. Of gidesim var bir an önce.
En güzel olayı bugünün ise eve gelince bulduğum pizza ve baileys oldu. Ah özlemişim baileysi.

Bu da günlük değil haftalık oldu.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Kein Weg Zurück

Es geht kein Weg zurück.

Weißt du noch, wie's war?
Kinderzeit - wunderbar:
Die Welt ist bunt und schön.
Bis du irgendwann begreifst,
Dass nicht jeder Abschied heißt,
Es gibt auch ein Wiedersehen.

Immer vorwärts. Schritt um Schritt.
Es geht kein Weg zurück.
Was jetzt ist, wird nie mehr ungeschehen.
Die Zeit läuft uns davon.
Was getan ist, ist getan.
Und was jetzt ist, wird nie mehr so geschehen.

Es geht kein Weg zurück.
Es geht kein Weg zurück.

Ein Wort zuviel im Zorn gesagt,
Einen Schritt zu weit nach vorn gewagt:
Schon ist es vorbei.
Was auch immer jetzt getan,
Was ich gesagt hab, ist gesagt.
Und was wie ewig schien, ist schon Vergangenheit.

Immer vorwärts. Schritt um Schritt.
Es geht kein Weg zurück.
Was jetzt ist, wird nie mehr ungeschehen.
Die Zeit läuft uns davon.
Was getan ist, ist getan.
Und was jetzt ist, wird nie mehr so geschehen.

Ach, und könnte ich doch
Nur ein einziges Mal
Die Uhren rückwärts drehen.
Denn wie viel von dem,
Was ich heute weiß,
Hätte ich lieber nie gesehen.

Es geht kein Weg zurück.
Es geht kein Weg zurück.
Es geht kein Weg zurück.

Dein Leben dreht sich nur im Kreis.
So voll von weggeworfener Zeit.
Deine Träume schiebst du endlos vor dir her.
Du willst noch leben, irgendwann.
Doch wenn nicht heute, wann denn dann?
Denn irgendwann ist auch ein Traum zu lange her.

Immer vorwärts. Schritt um Schritt.
Es geht kein Weg zurück.
Was jetzt ist, wird nie mehr ungeschehen.
Die Zeit läuft uns davon.
Was getan ist, ist getan.
Und was jetzt ist, wird nie mehr so geschehen.

Ach, und könnte ich doch
Immer vorwärts. Schritt um Schritt.
Nur ein einziges Mal
Es geht kein Weg zurück.
Die Uhren rückwärts drehen.
Was jetzt ist, wird nie mehr ungeschehen.
Denn wie viel von dem,
Die Zeit läuft uns davon.
Was ich heute weiß,
Was getan ist, ist getan.
Hätte ich lieber nie gesehen.
Und was jetzt ist, wird nie mehr so geschehen.

http://www.youtube.com/watch?v=icUC32-0WuY&feature=related

14 Kasım 2009 Cumartesi

Gün Olur

Bu aralar garip bir ruh halindeyim, hiçbir şeyi tınlamaz, kendini oyunlara vermiş. İnternet tad vermiyor artık, msnden de uzağım. Bir zamanlar forum vardı o da öldü. Hayır bu ruh halimi yapılan vefasızlığa vurmak istiyorum ama o da değil durum. Ders çalışıyım dedim onu da başaramadım. Bloğoda yazmadım. Ne kadar sıkıcı yaşamışım ya ben son bir haftadır, bu yazıda sıkıcı oldu böyle ya.
Gidesim var buralardan. Şubat gelsin ve bende gidiyim. Gidiyim oralara ve kaçıyım dünyadan, insanlardan, yalanlardan, şu umursamaz ruh halimden.
Ve hep aynı şarkı dudaklarımda;

Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra.

9 Kasım 2009 Pazartesi

-1-

Bazı aşklar öfkeyle başlarmış, bazıları da öfkeyle biter.

6 Kasım 2009 Cuma

Farkındalık

İlginç değil mi, her zaman aptal yerine konulduğumu fark etmem. Ne yaptığını insanların anlamıyorum mu sanıyorlar beni? Yalanlarını ya da yapmaya çalıştıklarını. İşin en kötüsü bunu sevdiğin bir insanın yapması. Sen değer verirsin o insana, geçirdiği iyi kötü günlerde yanında olursun, uykusuz kalırsın bir şeyi var mı diye. O ne yapar, sanki sen gereksiz birisiymişin gibi, sanki rahatsızlık veriyormuşun gibi seni engeller msnde. İlginç olan ne biliyor musun, artık şaşırmıyorum ve artık o kadar çok acıtmıyor. Aslında ne söyliyeceğimi de bilmiyorum.
'İyi ki varsın.'
Bir yalan daha...

2 Kasım 2009 Pazartesi

Tek Kare

Evet, yapıyorum bunu. Bir insanı tek kare fotoğrafıyla yargılıyorum. Ama nasıl yapmayım ki. Faysbuk denilen zaman öldürme ve piyasa yapma mekanında adam öyle resimlerini paylaşmış ki. Nedir bu elinde laptopla, arkadaş ortamında, starbaksta verilen pozun manası?
1. Bakın benim laptopum var sizin var mı ya. Hemide çift çekirdekli, wayrlısıda var. Her ortamda da açarım, havamı atarım.
2. Starbaks olum burası. Herkes gelip oturamaz. Kıçı kırık kahveyede on lira veriyorum ama bu kazık bir yerlerimi hiç rahatsız etmiyor. Bu kadar geniş bir insanım ben.
3. Ya çocuklar iki dakika durun şu laptopla bir poz verip geleceğim. Sonra bu pozuda fayste yayınluyacağım. Çok havalı olacak lan. Bütün kızlar bana hasta olacak. Zaten laptopuda arkadaş ortamına getirmemin nedeni bu. Pşt murtaza iki dakika sus be buraya geyik yapmaya mı geldik.
Gıcık oldum lan, kendi kendime sinirlendim,kendi kendi mi doldurdum. Hepinizin ta.......
Rahatladım valla.

Ah

Ah, gözlerim kapanıyor ama hayır bir ölüm değil bu, bir veda değil sadece bir ayrılık ama vedadan öte, ölümden öte.

Ah, mutluluk ellerimde ama benim değil, sanki ödünç alınmış bir kitap, bugün var yarın yok, bugün yeni yarın eski.

Ah, başım ağrıyor, bana yaşadığımı hatırlatan bir ağrı bu, sanki ihtiyacım varmış gibi, sanki ben gerçekten varmışım gibi.

Ah, bazen duruyorum, bilmiyorum neden, öylece sabit duvara bakarak, düşünceler durmadan, bütün sırları öğrenmek o kadar zor ki.

Ah, gözlerim kararıyor, sanki çok içmişim gibi, ama öylede değil, sanki kırk derece yüksek ateşim var, sayıklıyor muyum ne.

Ah, bir müzik duyuyorum, melodisi güzel gibi, sadece ikimiz için çalıyor ve bütün dünya uyuyor, ama sen duymuyorsun bile.

Ah, aşk her şey diyorlar, yalan mı söylüyorlar, yoksa kendilerini yalanlara mı inandırmışlar, anlamıyorum, anlayamıyorum.

Ah, ve zor biliyorum, şarkı sözlerini yaşamak zor, onlarda kendini bulmak ama kolay, ve ben buluyorum, ama bilmediğim sensin.

Ah, gözlerim yine kapanıyor, ölmek denilen olgudan korkmuyorum ve biliyorum ki ölmeye en yakın olduğum anlar aslında en mutlu olmam gereken anlar.

Ooo

Bunu yaptigima inanamiyorum...